Okuma Notları 6 – Mesut Kaya, Taberî Tefsiri’nin Kaynakları, (İfav, 2022, 1. Baskı)

1–2 dakika

oku

Çalışmanın temel tezi esasında, diğer kaynak çalışmalarında da olduğu gibi, erken dönem tefsir malzemesinin, “ekseriyetle şifahi olarak pek de güvenilir olmayan yollarla aktarıldığı” şeklindeki yaygın ve bir o kadar da yanlış kanaatin aksini ispat etmek. 

Bu da ancak dönemin eserlerinin kaynak haritalarının çıkarılmasıyla mümkün. İlk örneğini Buhari’nin Kaynakları eseriyle Fuat Sezgin’de gördüğümüz bu kıymetli yöntem esasında Batı’da müsteşrikler tarafında da uygulanıyor ki Taberi üzerine bunu ilk yapan Heribert Horst’tur. 

Müellif de bu eserinde Taberi’nin rivayet naklettiği tarikleri incelemek suretiyle, günümüze ulaşmayan fakat o dönemde tedavülde olan pek çok tefsir eserinin Taberi’nin elinde bulunduğunu ve rivayetlerini kahir ekseriyetle yazılı kaynaklardan naklettiğini ortaya koyuyor. 

Bu tür kaynak çalışmalarının en temel faydası şu: Özellikle müsteşrikler tarafından ortaya atılan özetle “hicri ilk üç asrın dumanlı olduğu” iddiasının gerçeklik payı yok. Zira dönemin kaynakları bu şekilde yakından incelendiğinde, müelliflerin hoca-talebe silsilelerine, rivayet nakil esaslarına riayet ettikleri ve sanılanın aksine, kaynakları yazılı olarak ellerinde bulundurdukları, eserlerini hocalarına dayanmanın yanı sıra bu kitabî kaynaklara da dayanarak yazdıkları anlaşılıyor.  

Bu da ulemamızın ilmî mirası sonraki nesillere aktarma konusunda ne derece hassas ve gayretli olduklarını gösteriyor. Başta erken dönem olmak üzere önemli her müfessir üzerine bu tür çalışmaların yapılması gerekiyor.  

Özellikle doktora konusu arayan araştırmacılar için bunlar paha biçilmez kaynaklar. Bu eserle birlikte yukarıda saydığım isimlerin yöntemleri yakından incelenerek pek çok tefsir kaynağının rivayet haritası ve kaynakları gün yüzüne çıkarılabilir.

Böyle bir çalışmanın çok güzel bir örneğini Walid Saleh, Sa’lebi üzerine yaptığı The Formation of the Classical Tafsīr Tradition: The Qur’ān Commentary of al-Tha’labī (Brill, 2004) başlıklı eseriyle verdi. Batı’da başka örnekler de var.

Yeri gelmişken son olarak değineyim: Mesut Kaya hocanın, Taberi’nin Mukatil b. Süleyman’dan nakillerini ele aldığı bölümde Walid Saleh ve Mehmet Akif Koç hoca arasındaki tartışmaya ve bu konudaki iddialarına değinmediğini fark ettim. Zira yaygın kabul, Taberi’nin Mukatil’den hiçbir rivayet aktarmadığı şeklindeyken Walid Saleh bunun doğru olmadığını, Taberi’nin isim vermeden Mukatil’den nakiller yaptığını iddia ediyor. 

Kendisiyle yaptığımız bir görüşme sırasında 2. baskıda bu konuya değindiğinden bahsetmişti. Henüz 2. baskısını inceleme fırsatım olmadı. Öte yandan, böylesine teknik bir konuda yazılmış bir kitabın ilk baskısının kısa sürede tükenmesi de ayrıca tefsir araştırmaları adına umut verici bir gelişme. Bu tür çalışmaların sayısının artması temenissiyle, vesselam.