“Rabbimiz, katından bir rahmet ihsan et bize ve işimizin başarıyla doğruluğa ulaşması için sebepler hazırla bize.” Kehf 10.
Günlüklerin birincisini yazışımın üzerinden epey zaman geçtiğinin farkındayım. Ara vermeden yazmak lazım halbuki ama tecrübe ve anıların birikmesi de zaman alıyor. İnsan ister istemez sakin bir kafa arıyor, zihnindekini yazıya dökmek için. Kaç tane daha yazarım onu da kestiremiyorum şimdiden. Şimdilik güneşli bir Oxford güneşinde bilmem kaç yüzyıllık kafelerden birine oturdum, ikincisini yazmaya niyet ettim. Bismillah.
Nerede kalmıştık en son? Hatırlamadınız değil mi? Çok ayıp. Hatırlatmak için birinci yazıya yönlendireyim sizi: https://necmettinsalih.com/2025/01/19/oxford-gunlukleri-i/
En son Oxford’dan kabul alma ve TÜBİTAK yurtdışı bursunu kazanma sürecini anlatmış ve orada bırakmıştım. 2024 Şubat sonunda başladım hazırlıklara. Önümde halletmem gereken üç önemli mesele vardı. 1. Üniversiteden resmi kabul alıp kaydolmak 2. Hem kendim hem ailem için vize almak 3. Uygun bir ev kiralamak.
TÜBİTAK başvurusu için yurtdışındaki hocadan imzalı bir mektup almak yetiyor demiştim. Üniversiteden de kabul almış olma şartı yok. Çünkü hocadan kabul aldıktan sonra üniversite genelde problem çıkarmıyor. Ama yine de uğraştırıcı ve dikkat gerektiren bir süreç. Ben de hemen kolları sıvayıp Oxford Üniversitesi’ne resmi olarak müracaat ettim. Mart ayı başında, genel kayıt biriminden “misafir öğrenci” (Oxford’da ‘Recognized Visiting Student” diye tanımlanıyor) başvurumu yaptım. Yaklaşık 2 ay sürdü sürecin tamamlanması. Bir sürü evrak geldi gitti, üniversitenin sitesinden baya uzun sekmelerden oluşan bir sürü form doldurdum vs. detayları şu an tam hatırlayamıyorum ama nihayet Mayıs sonu gibi resmi kaydım tamamlandı ve üniversiteden CAS belgemi gönderdiler. CAS, Birleşik Krallık’ta Tier 4 (Student) vizesine başvurmak isteyen bir öğrenciye, ilgili üniversite veya eğitim kurumu tarafından verilen resmî bir kabul onayı. Bu belgede bir numaranız oluyor ve bu numarayı referans göstererek vize başvurusu yapmak gerekiyor.
Başvuru sürecinde sıradışı yaşadığım tek olay IELTS puanı istenmesi oldu. Normalde Academic Visitor (Misafir akademisyen) olarak gidecektim fakat fakültenin bu yılki misafir araştırmacı kontenjanı dolmuş olduğu için Mayıs ortasında beni öğrenci kontenjanına yönlendirdiler. Öğrenci kontenjanında da IELTS puanı şartı varmış. Hem de her beceriden (okuma, yazma, dinleme, konuşma) 7.5 puan istiyorlar. Ciddi bir puan (9 en yüksek puan). Vize başvurusu genelde iki ay içinde netleştiği için IELTS puanını en geç iki hafta içinde yani Haziran sonuna kadar almam gerekiyordu. Başa gelen çekilir dedim ve hazırlıklara başladım. Hiç IELTS’e girmemiştim. Yaklaşık 4 senedir YDS-YÖKDİL dersleri veriyordum ama her iki sınav da sadece “reading” (okuma) becerisini ölçtüğü için IELTS’e dair tek hazır becerim okuma becerisiydi. Hemen 10 gün sonrasına İstanbul’dan sınav randevusu aldım ve çalışmaya başladım. Kapsamlı çalışmaya vaktim yoktu. O yüzden sadece sınavda ne yapılmalı gibi taktiksel videolar izleyerek bir hafta çalıştım. Hamdolsun tek atışta 7.5 puan aldım ve başvurumu kazasız belasız tamamladım. Şimdi sırada vize başvuru vardı.
TÜBİTAK başvurusu yaparken proje başlangıç ve bitiş tarihimi 2024 Eylül-2025 Eylül olarak belirtmiş ve bütün iş planının bu takvime göre sunmuştum. Dolayısıyla Eylül ayında Oxford’da olmam gerekiyordu. Ekim’in ilk haftası da dönem başladığı için Eylül başında gidip yerleştikten sonra rahat bir şekilde döneme ve çalışmalara başlamak için de bu takvime uymalıydım. Temmuz başıydı ve iki ayım var demekti. Vize alırken iki seçeneğiniz var. Ya paraya kıyıp bir ajans ile anlaşıp başvuru yapabilirsiniz. Ya da biraz araştırma ve stresi göze alıp kendiniz başvurabilirsiniz. Sağolsun o aylarda henüz İngiltere’de olan bir arkadaşımdan aldığım tavsiyeler sayesinde kendim başvurma cesaretini topladım. Vize başvurusunda istenen belgeler o kadar muğlak ki resmen reddetmek için yol yapıyorlar kendilerine. Bu yüzden vize almış birinden evrak listesi alarak ilerlemek en sağlıklısı. Ben de o arkadaşımdan gerekli belgelerin listesini aldım ve hem kendim hem de eşim ve oğlum için başvuru yaptım. Her birimiz içn ayrı ayrı başvuru yapmak gerekiyordu elbette. Bu da yaklaşık 4-5 saat sürüyor. Baş ağrıtıcı bir süreç gerçekten.
Şunu da belirteyim: 6 aydan uzun süreli vize başvurularında hesapta belli bir miktar paranızın olduğunu ispat etmeniz gerekiyor. Ve bu miktarın en az bir ay hareketsiz bir şekilde hesabınızda durması gerekiyor. Yıldan yıla değişen ve giderek artan bir meblağ ama mantık olarak şöyle: Sizin yanınızda kim geliyorsa (dependant deniyor buna), onlar için aylık yaşam masrafının toplamını (12 aydı benim) hesabınızda ibraz etmeniz gerekiyor. Ben hem akademisyen hem de TÜBİTAK bursiyeri olduğum için benim finansal masraflarımı bir nevi garanti görüyorlar. Bu yüzden aile için isteniyor sadece. Ama ciddi bir rakam. Ben bunu da bilmiyordum tabi (benim hatam, kızmayın). Öğrenir öğrenmez varlıklı bir arkadaşımdan borç alıp hesabıma yükledim ve bir ay bekledim mecbur.
Nihayetinde Ağustos’un ilk haftasında online başvuruyu tamamladım. Bundan sonra, vize başvurularını alan aracı kurumdan randevu alıp gidip pasaportları teslim etmek ve parmak izi+fotoğraf vermek gerekiyor. 2 hafta sonrasına en erken randevuyu buldum ve randevu günü eşim ve oğlumla İstanbul’a gidip pasaportları teslim edip diğer işlemleri yaptık. 10-15 dakika süren kısa bir işlem. Asıl stresli bekleyiş bundan sonra başlıyor. Aracı kurum o zamanlar 3 haftada sonuç bildirme garantisi veriyordu. Şu an nasıl bilmiyorum. En az 3 hafta bekleyecektik yani. Bu da vize sonuçlarının Eylül’ün ilk haftası gelmesi demekti. Bekleyecektik, yapacak bir şey yoktu.
Bir hafta sonra benim vizem geldi. Hanımla çocuğun vizesinden ses yok. Hem şaşırdık hem korktuk tabi. Şaşırmamızın sebebi, birlikte başvuru yapan tanıdıklarımızın neredeyse tamamının sonuçları da birlikte çıkmıştı. Korkma sebebimiz ise, İngiltere’nin 2024 yılı itibariyle vize politikalarında zorlamaya başladığı haberleriydi. Ya hanımla çocuğunki reddedilirse diye endişeyle düşünürken ertesi gün mail geldi ve her ikisi için de ilave bir belge istediler. İstedikleri belgeyi yüklemiştim halbuki, neden böyle bir şey yaptılar bilmiyorum. Ve mailde, ilave belge istendiği için sürecin bir aya kadar uzayabileceğini belirtmişlerdi. Eylül’ün ilk günleriydi. Ne yapacağız ne edeceğiz diye hanımla uzun müzakereler yaptık. Vize konularında tecrübeli birkaç kişiyle yaptığımız görüşme sonunda reddetme ihtimalinin düşük olduğuna dair geri dönüşler alınca bir nebze de olsa rahatladık. Şöyle bir karar aldık: Ben üniversiteden görevlendirmemi alıp bursu da başlatıp önden gidecektim ve kiralık ev arayacaktım. Bu süreçte hem uygun bir ev bulmayı ümit edecek hem de hanımla çocuğun vizelerinin olumlu sonuçlanmasını bekleyecektik. Sonrasında ikisini de yanıma alacaktım.
Eylül’ün ikinci haftası görevlendirmem onaylandı ve 18 Eylül’de tek başıma Londra uçağına bindim. İstikamet Oxford’du. Bütün bunlardan daha zorlu ve stresli bir süreç başlıyordu: Oxford’da ev bulmak. Şimdilik bu kadar yeter. Oğlanı parka götüreceğim, daha fazla bekletmeyeyim 🙂
Spoiler isteyen şu videoyu izleyebilir. İzlemişken e bir zahmet kanala abone olmayı da unutmazsınız diye ümit ediyorum 🙂 https://youtu.be/sK_Sv2FWpFA?si=url1CPoKJ4RFqcz9
Üçüncü yazıda görüşünceye değin Allah’a emanet olunuz.
