Balkan Notları 1 – Makedonya (Üsküp-Kalkandelen-Ohri)

4–6 dakika

oku

Turumuzun ilk durağı Makedonya’nın başkenti Üsküp (Skopje) oldu. Cuma akşamı sekiz sularında Üsküp’e indik. Önceden rezervasyon yaptığımız kiralık aracımızı teslim alıp otele geçtik. Otele yerleştikten sonra Eski Türk Çarşısı’nı kısaca bir görmek maksadıyla dışarı çıktık. Vakit geç olduğu için dükkanlar kapanmıştı. Fakat bu sayede çarşıyı sakince adımlama fırsatı bulduk. Türk Çarşısı, 700’den fazla dükkanıyla sadece Makedonya’nın değil tüm Balkanların en büyük tarihî çarşısı konumunda. Özellikle akşamları çok tatlı bir havası var. Sokaklarında kaybolup her köşesini adımlamak gerek.

Oteli bu çarşıya yürüme mesafesinde birnoktadan ayarlamak iyi olur. Makedonya’ya iki tam gün ayırmak gerekiyor. Bir gün Üsküp, diğer gün ise Kalkandelen (Tetevo) ve Ohri gezilmeli. Üsküp’ten başlayalım.

1 – Üsküp

1400’lerin başından itibaren Osmanlı hakimiyetine giren Üsküp’ün çarşı tarafı tam bir İslam şehri. Pek çok cami, medrese, bedesten ve hamama ev sahipliği yapıyor. Dolayısıyla gezecek çok yer var. Fakat çoğu tarihi eser çarşı civarında yer aldığı için yürüyerek hepsini gezmek mümkün.

Çarşı ve civarını anlatmadan önce önemli bir hususa değinmem gerekir. Üsküp esasında iki kısımdan oluşuyor. Vardar Nehri’nin ayırdığı bu iki kısımından çarşı tarafına Müslüman Üsküp, diğer tarafa ise Hıristiyan Üsküp diyebiliriz. Müslüman tarafı daha mütevazı bir mimariye sahip ve nispeten sakin. Hıristiyan tarafı ise daha yüksek binalarla dolu ve kalabalık.

Nehrin Hıristiyan tarafı ilginç bir şekilde heykellerle dolu. Başta Büyük İskender’in devasa heykeli olmak üzere bu heykeller Hıristiyan hükümet tarafından şehrin Müslüman kimliğini bastırmak için dikilmiş olmalı. Zira yozlaşmanın mücessem hali olan bu heykeller için aklıma başka bir açıklama gelmiyor. Neyse gezimize dönelim.

Türk Çarşısı’na girdiğimizde yaklaşık 150 metre sonraki üç yol ağzında bizi ilk olarak Murat Paşa camii karşılıyor. Sade mimarisiyle dikkat çeken bu camii, meşhur Çifte Hamam’ın hemen yanında yer alıyor. Önünde hem yapısı hem de suyu çok güzel bir çeşme yer alıyor.

Yeri gelmişken şunu belirteyim: İslam ülkelerini gezerken tarihi mescit ve camileri özellikle namaz vakitlerinde ziyaret ederseniz hem orada cemaatle namazı hem de camiinin doğal atmosferini deneyimleme imkanı bulursunuz.

Tek tek bütün ziyaret yerlerini fotoğraflarını bu yazıya sığdırmam mümkün değil. Bu yüzden aşağıda paylaştığım Instagram hesabımdaki Makedonya serisinden tüm fotoğrafları detaylı bir şekilde görebilirsiniz. https://www.instagram.com/ncmd_salih?igsh=dWYxNmgzbW1qM2dx&utm_source=qr

Murat Paşa dışında çarşı civarındaki şu yerler mutlaka ziyaret edilmeli: Alaca İshak Bey Camii ve Medresesi, Îsâ Bey Camii ve Medresesi, Sultan Murad Camii (Hünkâr Camii), Mustafa Paşa Camii ve İmareti, Yahyâ Paşa Camii ve İmareti. Yatsı namazını Musafa Paşa’da kıldık. Harika sesli bir imamı var. 5 vakit ezan okunan camileriyle Üsküp Balkanlarda müstesna bir yere sahip.

Biraz da Üsküp’ün karın doyuran yönlerinden bahsedelim. Biz Üsküp’te iki sabah kahvaltısı ve bir akşam yemeği yedik. İlk gün kahvaltıda meşhur Eski Kasaba Börekçisi’nde burek (börek) yedik. Akşam yemeğinde ise Plijeskavica dedikleri kaşarlı Boşnak köftesi yedik. Zaten Balkanlardaki en meşhur iki lezzet börek ve köfte. Fakat her ikisinin de en iyisini Bosna’da yiyeceğinizden emin olabilirsiniz. Diğer sabah ise hemen çarşının girişindeki Saraevo çorbacısında dana çorbası içmenizi tavsiye ederim. Harika bir lezzet. Bizdeki paçaya benziyor fakat daha hafif ve lezzetli. Mutlaka denenmeli. Bunun dışında çarşının nehir tarafındaki çıkışında dondurmacılardan yoğurtlu dondurma denemenizi tavsiye ederim. Yine dondurmacıların oradaki küçük bir dükkandan (adını hatırlayamadım bir türlü) acıbadem kurabiyesi almalısınız. Küçücük bir mekan. Günlük taze yapıyorlar ve kısa sürede bitiyor.

2 – Kalkandelen/Tetevo

İkinci gün Kalkandelen üzerinden Ohri tarafına yola çıkıyoruz. Yol üzerinde sağlı solu yer alan neredeyse her köyde bir cami görmek insanı çok mutlu ediyor. Adeta Anadolu’da bir yolda seyahat ediyormuş hissine kapılıyor insan.

Üsküp’ün 43 km batısında yer alan Kalkandelen aslında Ohri yolu üzerinde uğranması gereken bir yer. Burada ziyaret edilmesi gereken iki önemli mekan var. Bu yüzden en fazla bir saat ayırmak yeterli olacaktır. Çünkü Kalkandelen-Ohri arası 2 saat sürüyor.

İlk olarak muhteşem mimarisi ve kalem işi süslemeleriyle dikkat çeken Alaca Camii görülmeli. 1438’de inşa edilen bu camiyi asıl özel kılan husus, masraflarının Kalkandelen’de yaşayan Mensûre ve Hurşîde isimli iki kız kardeş tarafından karşılanmış olması. Dönemin ünlü mimarlarından İshak Bey’in imzasını taşıyan eser, kızların isteği üzerine rengârenk desenlerle ve motiflerle süslenmiş. Kalem işi süslemeler yapılırken 30 binden fazla yumurta akı kullanıldığı söyleniyor. Seyretme doyamıyor insan.

Kalkandelen’de ikinci ziyaret noktamız Bektaşi Harâbâtî Baba Tekkesi. Sersem Ali Baba Tekkesi adıyla da biliniyor. 26.700 m2’lik bir alana kurulan külliye büyük bir bahçeye sahip ve muhtelif yapılardan oluşuyor. Kalkandelen ve çevresinde Bektaşîliğin yayılmasında büyük etkisi olan tekke, bölgede önemli bir dinî merkez olarak faaliyet göstermiş. Hatta gayri müslim Makedon halkının dinî ve millî bayramlarını tekke külliyesi içerisinde kutladıkları söyleniyor. Tekkeye girdiğimizde adının Abdulmuttalib olduğunu söyleyen mevcut dede bizi karşıladı ve yaklaşık yarım saat muhabbet ettik. 30 yıldır dedelik görevini sürdüren bu zatın Türkiye’deki gündemi gayet yakından takip ettiğini fark ettik. Sohbeti de keyifliydi.

3 – Ohri

Ohri şehri Üsküp’ün 175 km. güneybatısında Ohri gölünün kuzeydoğu kıyısında yer alıyor. Üsküp’ten araçla 2.5 saat sürüyor. Kalkandelen’den ise 2 saat sürüyor. Tarihi antik dönemlere uzanan ve Üsküp’le aynı tarihlerde Osmanlı hakimiyetine giren bu tatlı göl kasabasında da Osmanlı bakiyesi eserler mevcut. Özellikle Ali Paşa Camii ve Şeyh Mehmed Hayatî’nin kurduğu Halvetiyye Tekkesi mutlaka ziyaret edilmeli. Biz öğle namazını tekkede kıldık. Namazdan sonra zikre denk gelmek de ayrı bir tecrübe oldu.

Ohri de nispeten küçük bir çarşıya sahip. Tek bir sokaktan oluşan çarşı göl kıyısında son buluyor. Göl kıyısında turlayarak harika fotoğraf çekebilir/çekilebilirsiniz.

Göl kıyısını gezdikten sonra 15-20 dakika yokuş tırmanmayı göze alarak kaleye çıkmanızı tavsiye ederim. Şehrin Osmanlı öncesi antik tarihi aslında bu tepede yer alıyor. Aziz Kliment ve Panteleymon Manastırı gibi eserleri burada görebilir ve kalenin göle hakim harika manzarasının tadını çıkarabilirsiniz.

Akşam üstü yola çıkıp tekrardan Üsküp’e dönüyoruz. Ertesi sabah Kosova’ya geçeceğiz. Kosova yazısı için: https://necmettinsalih.com/2024/04/21/balkan-turu-2-kosova/