
Tayyar Altıkulaç’ın önceden neşrettiği mushaflara bir mukaddime olarak görülebilecek bu eseri kadim mushaflar hakkında eşsiz bilgiler içeriyor.Türkiye’de ikinci bir örneğinin olmadığını rahatlıkla ifade edebilirim. Yazarın neşrini yaptığı mushaflar zaten Kur’an el yazmaları çalışmaları açısından birer devrim niteliğinde. Kur’an tarihi hakkındaki temel oryantalist iddiaları boşa çıkarır nitelikle. Nitekim onun çalışmaları sayesinde Kur’an’ın günümüze kadar muhafaza edildiğine gözlerimizle şahitlik ediyoruz. Allah kendisinden razı olsun ve ömrünü uzun eylesin inşallah. Bu zincirde neşrettiği diğer mushafları esas alarak özet bilgiler paylaşacağım.
Hocanın en temel tezi, günümüze ulaşan Mesahif-i Kadime’nin hiçbirinin Hz. Osman’ın istinsah ettirdiği mushaflardan olmadığıdır. Elimizdeki mushafların en eskisi Hz. Osman’ın istinsah ettirdiği mushaflardan istinsah edilen mushaflardır. Hoca Mesahif-i Osman’ın günümüze ulaşmayışına esefle hayıflanarak şu ifadeyi sarf ediyor: “Bu ümmet, tarih boyunca işlediği günahlardan birini, Hz. Osman’ın mushaflarını koruyamamakla işlemiştir.”
Ancak bu durum Kur’an’ın muhafazasına halel getirmez. Nitekim hocanın çalışmalarının temel amacı da bunu ortaya koymak. Zira günümüze ulaşan ve çoğu hicri ilk iki asra tarihlenen mushaflarla, günümüzdeki mushaflar arasında yalnızca birtakım katip sehivleri farkı var.
Bu farklar da esasında anlamı ve okumayı değiştirmeyen küçük sehivlerdir. Her ne kadar Mesahif-i Osman her ne kadar günümüze ulaşmamış olsa da, bazı eserlerde (dani, ibn ebi davud vb.) bu Mushaflardaki imla ile ilgili genel kurallar ve kural dışı yazım özellikleri zikredilmiştir. Yani Mesahif-i Osman imlasını genel hatlarıyla bu eserlerden çıkarmak mümkündür. Şimdi günümüze ulaşan Mesahif-i Kadime hakkında özet bilgiler verelim:
1. Berlin Nüshası
– Bu nüsha Prusya’nın Şam konsolosu Johann Gottfried Wetztein (1815-1905) tarafından satın alınmış ve 1864 yılında Tübingen Üniversitesi kütüphanesine tevdi edilmiştir.
– Bakara suresi 30. Ayetle başlar, Beled 18’le son bulur. Toplam 240 varaktır. Aralarda eksik ayetler de vardır.
– Karbon testi raporuna göre hicri 42-148/miladi 662-765 arasına tarihlenmektedir.
– Yüksek ihtimalle mesahif-i osman’dan istinsah edilen Şam nüshasından istinsah edilmiştir, yani Şam menşelidir.
– Günümüz Mushaflarıyla birebir ayıdır. Sadece birtakım -anlamı bozmayan- katip sehivleri vardır.
2. Topkapı Nüshası
– Nüshanın girişinde Hz. Osman’ın eliyle yazıldığı ifade edilir. Bu doğru değildir. Hoca bunu detaylarıyla ortaya koymaktadır. Esasen Kahire’den gelmiştir.
– 1984-87 yılları arasında Süleymaniye kütüphanesinde titiz bir restorasyondan geçmiştir.
– 408 varaktan oluşmaktadır. Medine menşelidir. Ancak ne Hz. Osman’ın şehadeti sırasında okuduğu ne de bizzat kendi yazdığı mushaftır. Medine bölgesinde ve Hz. Osman’ın Medine mushafından yazılmış veya Medine mushafından yazılmış bir başka mushaftan istinsah edilmiştir.
– Hicri I. asrın ikinci yarısında veya II. asrın ilk yarısında yazılmıştır.
3. Topkapı Sarayı Medine Nüshası Nr. 1
– Fahreddin Paşa tarafından 1917’de kutsal emanetler arasında İstanbul’a gönderilmiştir.
-2019’da bulunan nüsha, Topkapı’da mikro filmi çıkarılmamış halde idi.
Ancak Tayyar Hoca’yı ziyaret eden Belarus’lu birisinin delaletiyle zamanında meşhur oryantalist Otto Pretzl (ö. 1933) tarafından İstanbul’da resminin çekildiği ve şu an Corpus Coranicum projesinde incelendiği ortaya çıkmıştır.
– Mushafın, muhtemelen aynı dönem ve tarihlerde muhtelif katipler tarafından (Muhsin Serin’e göre 4 kişi) yazıldığı anlaşılmaktadır.
– 391 varaktan oluşmaktadır.
– Bu da Hz. Osman’ın Medine’de alıkoyduğu mushafa yakındır. Yazıldığı tarih aralığı da Topkapı nüshasıyla aynıdır.
4. Paris Nüshası
– 70 varaktan mürekkeptir. Kur’an’ın 3/1’ini yani %32’sini teşkil eder.
– Aslen 98 varaktır. 70’i Paris Bibliotek National’de, 26’sı St. Petersburg’da, 2’si ise Vatikan’dadır.
– Fetha ve kesre tarzı harekelendirmelerin bulunmasına nazaran ed-Düeli’den (ö. 69) sonraki bir zamana, yani ilk asrın sonlarına tarihlendirilmelidir. Muhittin Serin’e göre Emevi döneminin sonlarında iki katip eliyle yazılmıştır.
– Büyük ihtimalle Şam menşelidir.
5. Tübingen Nüshası
– Tamamı 77 varaktır (154 tam sayfa). Kur’an’ın %25’ine tekabül eder.
– Tam olarak %25’inin bulunması ve aradaki sayfalarda eksik bulunmaması, mushafın kasıtlı olarak zamanında talim vb. maksatlarla dörde bölündüğünü düşündürmektedir.
– Karbon testine göre h. 29-56 yıllarında yazılmıştır.
– Mesahif-i Osman’dan değildir. Şam menşelidir.
6. Londra Mushafı
– 121 varaktan oluşmaktadır. Kur’an’ın %60’ına tekabül etmektedir.
– Peder Greville tarafından 1879’da British Library’e bağışlanmıştır.
– Muhammed Hamidullah bu nüshayı Hz. Osman’a nispet etmiştir. Ancak bu doğru değildir.
– Şam menşelidir.
Son bir not: Oryantalistlerin Kur’an tarihine dair iddialarına az biraz aşina olan herkes, Tayyar hocanın çalışmalarının kıymetini yakinen idrak edecektir. Zira onun bu çalışması sayesinde biz, “Kur’an’ı Kerim’in 14 asır boyunca kayda değer bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar ulaşmış olduğunu bizzat gözlerimizle şahitlik etme” imkanına sahip oluyoruz. Rabbim böyle çalışmaların devamını görebilmeyi nasip etsin inşallah.
İlk baskısı 2015 yılında yapılan kitabın, 2022 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları tarafından çok güzel bir yeni baskısının yapıldığını da burada hatırlatmış olayım:

İleri okuma önerisi: oryantalistlerin Kur’an tarihiyle alakalı temel iddiaları için bkz.

