Kahire Notları

7–10 dakika

oku

Ramazan ayı başlamadan hemen önce bir arkadaşımla 3 günlük bir Kahire seyahatimiz oldu. Hasbihal kabilinden gözlemlerimi ve tecrübelerimi paylaşacağım. Seyahat oldum olası en büyük hobilerimden biri olmuştur.  Suudi Arabistan ve İran’dan sonra Mısır seyahat ettiğim üçüncü İslam ülkesi oldu. Rabbim daha nicelerini de ziyaret etmeyi nasip eylesin. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki ağız tadıyla rahatça Mısır gezisi yapmak için en az bir hafta veya 10 gün ayırmak gerekiyor. Zira Mısır sadece Kahire’den ibaret değil. İskenderiye başta olmak üzere başka ziyaret edilesi yerleri de var. Biz vaktimiz el vermediği için 3 günlüğüne sadece Kahire’yi gezip geldik. Kahire için 3 gün yeterli diye düşünüyorum. Uçak biletleri ile başlayalım.

Biletleri Egypt Air’den aldık. Thy iki katı pahalıydı zira. Mısır Havayolları gayet ideal bir seçenek. Thy gibi ücretsiz yemek ikramı da var üstelik. Biletleri ne kadar erken alırsanız o kadar uyguna getirmeniz mümkün. Fakat risk alıp son tarihlere de bırakabilirsiniz Çünkü uçakta yer kalınca seyahat öncesinde biletleri ucuzlatıyorlar. Fakat aksi bir durum da söz konusu. Uçuş hızla dolup seyahat yaklaştıkça fiyat artabilir de.

Uçağımız bir saat rötarlı hareket etti ve Perşembe akşamı 21:00 civarı Kahire’ye indik. Dönüş biletimiz Pazar akşamındaydı. Gitmeden paranızı dolara çevirip orada doları mısır cüneyhine (egyptian pound) çevirmeniz daha iyi. 3-4 günlük bir gezi planladıysanız kişi başı 100 dolar bozdursanız yeme-içme taksi, müze vs. rahatlıkla yeter. Biz havalimanında iner inmez döviz bürosunda bozdurduk. 25 dolar kapıda vize uygulaması var. Bunu da hesaba katmak lazım. Vizeyi direkt döviz bürosundan alabiliyorsunuz. Uçaktan inip havalimanına girdiğinizde zaten karşınıza direkt çıkıyor döviz bürosu.

Oteli Booking’den ayarladık. Tahrir Meydanı civarında bir yer ayarlamak nezihlik ve güvenlik açısından en iyisi. Fakat Kahire’nin en işlek meydanında bile buradaki standartları aramamanız gerektiğini en baştan kabullenseniz iyi edersiniz. Biz City Palace diye bir otelde kaldık. Hem odamız Tahrir Meydanına bakıyordu hem de terastan bütün meydan görülebiliyordu.

Tahrir’den Ezher bölgesi yol açıksa 10-15 dakika sürüyor taksiyle. 3 günlük şöyle bir gezi planı yaptık.
1. gün: Ezher bölgesi ve Muiz caddesi
2. gün: Piramitler ve müzeler
3. gün: Selahaddin Kalesi civarı ve karafe mezarlık bölgesi ++ 

Cuma sabah otelin iki arka caddesindeki bir restoranda (kazaz) yöresel lezzetlerle kahvaltımızı yaptık. Mısırlılar suriyelilerden farklı bir tarza felafil ve ful yapıyorlar. Kazaz bu konuda gayet başarılı.

Kazaz’da kahvaltı

Kahvaltımızı yaptıktan sonra taksiye atlayıp ezher bölgesine gittik. Yeri gelmişken taksi meselesine değineyim. Indrive uygulamasını kullandık sürekli. Havalimanından otele geçmek için taksi ararken klasik taksici kurnazlığına maruz kaldık kaçınılmaz olarak. Fakat bu uygulama imdadımıza yetişti. Civardaki taksicilere sorduğumuzda 400-500 cüneyh civarı fiyat çektiler fakat uygulama üzerinden taksi çağırarak 150 cüneyhe otele geçtik. Uygulama üzerinden taksi çağırmasanız bile ortalama fiyatı görüp taksicilerle pazarlık yapın mutlaka. Çünkü her zaman taksi gelmeyebiliyor. Pazarlık konusunda cesur ve net olun. Kazançlı çıkarsınız.  

Vardığımız ilk akşamdan Nil Nehri manzarası.

Cuma’ya iki saat kala ezher’e vardık fakat hem ezher’i hem de karşısındaki Hüseyin mescidini cuma izdihamı nedeniyle kapatmışlardı. İkisine de giremedik. Hayalimiz Cuma’yı Ezher’de kılmaktı. Nasip değilmiş diyerek hemen 100 metre aşağıdaki Muiz caddesine yöneldik.

Muiz caddesinin girişinden bir kare

Muiz caddesi Kahire’nin en meşhur ve İslami açıdan en tarihi caddesi. 4 Medeniyetin birden eserlerine ev sahipliği yapıyor: Fatımiler, Eyyübiler, Memlükler ve Osmanlı. Caddeye Babu’z-zuveyle kapısından girdik. Tomanbay’ın asıldığı meşhur kapı. Girişte ezan okunmaya başladı. Hemen soldaki ilk mescid olarak Barsbay Mescidi’ne saptık. İlk tarihi eser deneyimimiz bu harika mescidle oldu.

Barsbay Külliyesi

Mescitten çıktıktan sonra 50 metre ileride bilet ofisi var. Oradan cadde bileti alıp caddedeki bütün tarihi eserlere tek biletle girebiliyorsunuz. Caddeyi tek tek anlatmayacağım. O gün akşam namazına kadar caddedeki yukarıda saydığım medeniyetlerin eserlerini gezdik. Hepsini bir arada görmek tarifsiz bir deneyim. Her birinin ayrı bir hikayesi var. Fotoğraflar aşağıda:

Hakim Camii, Fatımiler Dönemi

Hakim Camii, Fatımiler Dönemi

Sebil-Küttab

Sultan Berkuk Medresesi Mihrap Kısmı

Sultan Berkuk Medresesi Avlusu

Mehmed Ali Paşa Sebili

Caddenin sonunda Babu’l-futuh kapısından çıkıp yan taraftaki cemaliye caddesinden geri yürüdük. Cuma gününe denk geldiği için mi bilmiyorum acayip kalabalıktı. İnsanlarla omuz omuza tavaf eder gibi yürüyorduk adeta. Kahire’nin en zorlu yanlarından biri bu. Sürekli bir kaos ve kargaşa havası hakim. Mesela araba ve motorların giremediği hiçbir yer yok. Kapalı çarşıda sakin sakin yürürken bir anda arkanızdan bir arabanın kornaya basıp sizi kenara attığını düşünün, aynen öyle her yer. Motosikletler vızır vızır sağınızdan solunuzdan geçip gidiyor. Bir anda karşınıza bir dilenci çıkıp metrelerce peşinizden ayrılmayabilir. Elinize çantanıza vs dokunabilir. Verdiğiniz parayı beğenmeyebilir. Bu yüzden ilk seferimde hanımla gitmediğime şükrettim. Ben de o da çok tedirgin olurduk bu kargaşa ortamından.  Dönüş yolunda meşhur tarihi Han Halili çarşısında Fişavi kahvesinde kahvelerimizi içtik. Fişavi kahvesi Mehmet Akif, Kral Faruk gibi pek çok ünlünün uğrak noktasıymış zamanında.

Fişavi Kahvesi

Akşam namazını Ezher’de kıldık. Bir ilim talibi olarak dünya gözüyle Ezher’i görüp namaz kılmaz çok ayrı bir deneyim oldu.

Ezher’de akşam vakti

Namazdan sonra tekrar Hüseyin mescidine girmeyi tekrar denedik. Fakat bu sefer de temizlik için kapatmışlardı. Bugün nasip olmayacak anlaşılan diyip yatsıdan sonra otele doğru yola koyulduk. Muiz caddesinde tanıştığımız Mısır’lı bir abi bize en işi Koşeri’yi yiyebileceğimiz bir mekan tavsiye etti. Tahrir Meydanı yakınlarında Ebu Tarek adlı bir mekan. 7 katlı mekan sadece Koşeri yapıyor ve tıka basa doluydu. Tam o akşam da el-Ehli ile Zemalik arasında derbi maçı vardı. Sokaklarda kafelerde restoranlarda herkes nargileleriyle maç seyrediyordu. Ebu Tarek’de de maç açıktı. İşin ilginç yanı hem müşteriler hem de çalışanlar aktif bir şekilde maça eşlik ediyorlardı. Pozisyon kaçınca vs. garsonlar sinirlenip yüksek sesle söyleniyorlar veya gole seviniyorlardı 🙂 müşteriler de keza. Koşeri gerçekten iyiydi. Pilavla makarnayı karıştırıp üstüne kıyma ekleyip servis ediyorlar. Ayrıca pek sosla da tatlandırıyorlar. Yemeği yiyip otele geçtik.

2. gün piramitlere gittik. Piramitler zannedildiği gibi şehirden uzakta çölün ortasında değil. Şehir merkezine taksiyle 45 dakika mesafede ve hemen yerleşim yerlerininin dibinde. Takside trafikte beklerden sıcaktan dolayı camı sonuna kadar açmıştım ve elimdeki telefonumla meşguldüm.  Taksici beni uyarıp camı kapatmamı söyledi. Motosikletli hırsızlar camı açık taksilerden turistlerin telefonlarını çalıp kaçıyorlarmış 🙂 öyle bir survivor şehir Kahire. Piramitlere varınca bir anda önümüzü insanlar kesmeye başladı. Taksiyi geçirmek için rüşvet istediler resmen. Taksi içinde bile rahat yok. Neyse zar zor girdik bir şey kaptırmadan. Hem vakitten kazanmak için hem de daha fazla engelle karşılaşmamak için girişteki faytoncularla sıkı bir pazarlık yapıp fayton kiraladık. Fayton sayesinde bütün piramit bölgesini 2 saatte gezebildik.  Yürünmesi gereken yerlerde yürüdük, yakından gördük tabi eserleri. Bolca foto çekildik. Biraz mısır ammicesine aşinalık kazanıp fayton şöförünü kafalamanız ve cebine para sıkıştırmanız yeterli. Piramitlerde ikindiye doğru işimiz bitti.

İkindi vakti Selahattin Kalesi’ne geçtik. Meşhur Mehmet Ali Paşa Camii bu kalenin içinde. Paşa işini biliyor, Kahire’nin en hakim tepesine oturtmuş camiyi. Memlük mimarisi ile son dönem Barok esintili Osmanlı mimarisini mezceden muhteşem bir yapı. İlginç bir şekilde camiinin avlusunun düğün merasimleri için kullanıldığını gördük.

Kalede Kalavun külliyesini ve Mısır askeri müzesini de gezdik. Müzenin önünde MAli Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa’nın kocaman bir heykeli var. Mısırlılar MAli Paşa ve oğlu İbrahim Paşa’yı çok seviyorlar. Türkleri de çok seviyorlar. Nerede Türk olduğumuzu söylediysek sıradışı bir teveccüh gördük. Türk kelimesini duyunca hepsinin ortak tepkisini “احسن الناس” oluyor yani insanların en iyisi.

Fakat burada şuna da dikkat çekeyim; Kahire’de insanlar her şey için karşılık bekliyorlar. Birine adres sorduğunuzda, fotoğrafınızı çekmesini istediğinizde sizden para isteyebilirler. Buna hazırlıklı olun. Hatta kimi tarihi yerlerde görevli yanınıza gelip sizi övmeye ve rehberlik yapmaya çalışıyor. Anlayın ki sizden para isteyecek. Hemen uzaklaşıp kendi işinizle ilgilenin. Onlar da anlayıp gidiyorlar zaten.  

Kaleden sonra Hasan külliyesi ve Seyyide Zeynep ile Aişe mescitleri geliyor. Akşam üstü Karafe bölgesini gezdik. Karafe acayip bir yer. Kahire’nin en tekinsiz yeri. Halbuki o kadar kıymetli isimlerin medfun bulunduğu bir yer ki. En başta İmam şafii, İbn hacer, Kevseri vb. başta olmak üzere.Her bir mezarlık oda şeklinde yapılmış, etrafı duvarlarla çevrili. Fakat adeta sefalet bölgesi. Sokaklarda yaşayan insanlarla dolu. Önünüzü dilenciler kesip duruyor. Hatta bazı mezarlıkların içinde yaşan insanlar bile görebilirsiniz.

İmam Şafii türbesinin içi.

Karafe’den sonra Fustat’a geçtik. Mısır’ın hatta Afrika’nın ilk mescidi Amr b. el-As camiinde akşamı kıldık.

Amr b. el-As Mescidi. Revaklar altına namaz kılınıyor.

Akşam namazından sonra aklımıza bir de Yeni Kahire’yi görme fikri geldi. Bir taksiye atlayıp New Cairo denilen bölgeye gittik. Bir anda ortam değişti. İnsanların kılık kıyafetleri, evler arabalar vs. her şey. Öyle avmler var ki büyüklük ve lükslük açısından Türkiye’de benzerini bulamazsınız. Acayip bir gelir dengesizliği ve adaletsizlik hakim. Eski Kahire’de adım başı evsiz birini, çıplak ayakla sokaklarda yürüyen insanları, kapısız penceresiz evleri görürken Yeni Kahire’de bambaşka bir dünya karşılıyor sizleri. İkinci günün akşamı çok farklı bir deneyim oldu bu da bizim için.

Son gün otelde biraz dinlendikten sonra Tahrir meydanındaki Mısır müzesini gezdik.

Mısır Müzesi orta kısmı

Öğleden sonra tekrardan Ezher bölgesine gidip Hüseyin mescidine tekrar şansımızı denedik ve bu sefer girebildik ikindiyi orada kıldık.

Hüseyin Mescidi’nde ikindi vakti. Hz. Hüseyin’in mübarek başının burada medfun olduğuna inanılıyor. Bu yüzden, minberin sağ tarafından girilen hayli rağbet gören bir türbe kısmı var.

Namazdan sonra Han Halili çarşısında bir tur atıp birkaç hediyelik aldık. Ardından otele dönüp meydanda beyrut usulü şavurma yiyip taksiye atlayıp havalimanına geçtik.

Kahire her ilim talebesinin mutlaka görmesi gereken bir hazine. 1400 yıllık tarihi aynı mekanda tecrübe etmek insana çok şey katıyor, ufkunu genişletiyor. İngiliz sömürgesinden kalan alımlı binaları, bulvarları, meydanları vs. görünce insan acayip bir ikileme düşüyor. Düşünmeden edemedim: Sömürge güçleri fiziki olarak şehri imar etmişler fakat arkalarında bıraktıkları vekil dikta rejimleri yüzünden halk derin bir sefalet içinde. Muhteşem tarihi mirası deneyimlerken bir yandan bu sefaleti de her anınızda hissediyorsunuz. 1400 yıllık medeniyetin beşiği olan bir şehrin akıbeti böyle mi olmalıydı acaba diye düşünmeden edemiyor insan. Yükümüzün ne kadar ağır olduğunu orada o an anlıyoruz işte. Bir saniye bile boşa geçirecek vaktimizin olmadığını, ümmeti muhammedin hali pürmelalini bizzat yerinde capcanlı görünce idrak ediyor insan. Masa başında kitap okuyarak elde edilemez bu şuur. O yüzden seyahat önemli. Rabbim hepimize imkanlar nasip eylesin, tüm İslam alemini adım adım dolaşmayı, bilgilenmeyi, ibretler almayı, şuurlanmayı nasip eylesin. Vesselam.

Kahire’ye dair özet bir görsel serisi için ayrıca bkz. 🙂 https://www.instagram.com/reel/C4blWvhifiR/?igsh=MXdnajU0Mmw5eXgyNA%3D%3D